GÜNCEL HABERLER

Düğüne bir hafta kala, Sevim Hanım beni evine çağırdı. “Biraz konuşmamız lazım,” dedi. Gergindim ama ne olabileceğini bilmiyordum. Oturma odasında, bana çay ikram etti. Sonra birden, “Senin bu aileye uygun olmadığını düşünüyorum,” dedi. Şaşırdım, ne diyeceğimi bilemedim. “Emre’nin geleceği için en iyisini istiyorum. Senin geçmişin, aileni, yaşadıkların… Bizim ailemize uygun değil,” dedi. O an içimde bir şeyler koptu. “Emre’yi seviyorum. O da beni seviyor. Geçmişimle ilgili bir sorun varsa, bunu Emre’yle konuşurum,” dedim. Ama Sevim Hanım’ın yüzünde bir gülümseme belirdi. “Emre’nin bazı şeyleri bilmediğini sanıyorsun. Ama ben ona her şeyi anlattım. Senin babanın iflasını, annenin depresyonunu, kardeşinin işsizliğini… Bizim ailemizde böyle şeyler olmaz,” dedi. O an, hayatımda ilk defa bu kadar küçük düştüğümü hissettim. Gözlerim doldu, ama ağlamadım. “Emre bunları biliyor ve yine de benimle evlenmek istiyor,” dedim. Sevim Hanım, “Oğlum annesinin sözünden çıkmaz. Seninle evlenirse, hayatı boyunca pişman olur. Bunu ona sen de söyle,” dedi. O an kalkıp gitmek istedim ama ayaklarım yere çakılmıştı

O gece sabaha kadar uyuyamadım. Emre’yle konuşmak istedim ama ona bir şey belli etmek istemedim. Anneme anlattım olanları. Annem, “Kızım, senin mutluluğun her şeyden önemli. Kimseye kendini ezdirme,” dedi. Ama içimde bir korku vardı. Ya Emre gerçekten annesinin etkisindeyse? Ya evlendikten sonra her şey daha da kötüleşirse?

Düğün günü geldiğinde, içimde bir boşluk vardı. Gelinliğimi giyerken, annem saçımı okşadı. “Her şey yoluna girecek,” dedi. Ama ben biliyordum, hiçbir şey yolunda değildi. Nikâh salonuna girdiğimde, herkesin gözleri üzerimdeydi. Emre bana gülümsedi, ama o gülümsemenin ardında bir huzursuzluk vardı. Sevim Hanım ise köşede, bana bakıyordu. Nikâh memuru sorusunu sorduğunda, Emre tereddütsüz “Evet” dedi. Sıra bana geldiğinde, kalbim deli gibi atıyordu. O an Sevim Hanım’ın bana attığı bakışı gördüm. O bakışta bir tehdit, bir meydan okuma vardı. O an kararımı verdim.

“Hayır,” dedim. Salon bir anda buz kesti. Herkes bana baktı. Emre’nin yüzü bembeyaz oldu. Annem ağlamaya başladı. Sevim Hanım ise, hafifçe başını salladı, sanki beklediği buydu. Nikâh memuru şaşkınlıkla bana baktı. “Emin misiniz?” dedi. “Evet, eminim,” dedim. Sonra Emre’ye döndüm. “Seni seviyorum, ama bu şekilde mutlu olamayız. Ailene karşı savaşmak istemiyorum. Kendimi ezdirmek istemiyorum. Senin annenin gölgesinde yaşamak istemiyorum,” dedim. Emre bir şey söylemeye çalıştı, ama kelimeler boğazında düğümlendi. Salonun ortasında, herkesin önünde, hayatımın en zor kararını verdim.

Dışarı çıktığımda, annem yanıma koştu. “Kızım, iyi misin?” dedi. Ağlamaya başladım. “Bilmiyorum anne, bilmiyorum,” dedim. O an, hayatımda ilk defa bu kadar yalnız hissettim. Ama aynı zamanda, ilk defa kendim için bir şey yapmıştım. Sevim Hanım ise, arkamdan sessizce bakıyordu. O bakışta bir zafer vardı, ama aynı zamanda bir kayıp da vardı. Emre ise, kapının önünde, gözleri dolu dolu bana bakıyordu. “Neden?” diye sordu. “Çünkü kendimi kaybetmek istemiyorum,” dedim. “Seni seviyorum, ama kendimi daha çok seviyorum.”

O günden sonra hayatım kolay olmadı. Ailemde tartışmalar çıktı. Babam, “Belki de doğru olanı yaptın,” dedi. Annem ise, “Keşke her şey farklı olsaydı,” diye ağladı. Dostlarım, kimisi beni destekledi, kimisi ise “Bir daha böyle birini bulamazsın,” dedi. Ama ben, her gece yatağa yattığımda, gözlerimi kapattığımda, o anı tekrar tekrar yaşadım. Sevim Hanım’ın bakışı, Emre’nin gözyaşları, annemin titreyen elleri… Hepsi aklımdan çıkmadı.

 

Aylar geçti. Emre’den birkaç kez mesaj aldım. “Konuşalım, her şeyi düzeltebiliriz,” dedi. Ama ben cevap vermedim. Çünkü biliyordum, Sevim Hanım olduğu sürece, hiçbir şey düzelmeyecekti. Kendi ayaklarımın üzerinde durmaya çalıştım. İş buldum, yeni bir eve taşındım. Hayatımı yeniden kurmaya başladım. Ama içimde bir yara kaldı. O yara, her zaman kanayacak biliyorum. Ama en azından, kendim için doğru olanı yaptım.

Şimdi, bazen aynaya bakıp kendime soruyorum: “Gerçekten doğru olanı mı yaptım? Yoksa bir ömrü, bir aşkı, bir aileyi mahvettim mi?” Siz olsaydınız, ne yapardınız?

Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsin... 👇

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.