GÜNCEL HABERLER

Büyüteç titreyen ellerinden tezgahın camına 'tık' diye düştü. Yüzündeki kan çekilmiş, adeta bir hayalet görmüş gibi bembeyaz olmuştu. Kesik kesik nefes alarak, 'Kızım... Bu küpeleri... Bunları nereden buldun?' diye sordu. Gözlerim dolarak, 'Babaannem Selma'nın yadigârı. Neden sordunuz, değersiz mi yoksa?' dedim. İhsan Usta'nın elleri o kadar şiddetli titriyordu ki, çekmeceyi açarken anahtarı düşürdü. Eğilip aldı, çekmeceyi açtı ve solmuş, kenarları yıpranmış siyah beyaz bir fotoğraf çıkarıp önüme koydu. Fotoğrafta, babaannem Selma'nın gençlik halleri ve yanında İhsan Usta'ya çok benzeyen genç bir adam vardı.

 

Bana yaşlı gözlerle baktı ve 'Çünkü... Çünkü birileri yıllardır bu kapıdan içeri girmeni bekliyordu... Hem de yıllardır,' dedi. Gözyaşları yanaklarından süzülüyordu.

 

Nefesimi tutmuştum. İhsan Usta derin bir iç çekerek anlatmaya başladı: 'Bu fotoğraftaki genç adam, benim babam Halil Usta. Ve yanındaki melek de senin babaannen Selma. Babam, Selma'ya deliler gibi aşıktı. Ancak Selma'nın ailesi onu zengin bir tüccarla zorla evlendirdi. Babam, Selma'nın düğününden bir gece önce, ona bu 18 ayar damla küpeleri hediye etti. Ama bu sıradan bir küpe değildi kızım. Babam hayatı boyunca kazandığı tüm servetini, bir gün Selma veya onun soyundan biri dara düşerse diye İsviçre'deki bir banka hesabına yatırdı. O hesabın şifresi ve kasa numarası, işte tam şu an elinde tuttuğun küpelerin arkasına mikro harflerle işlenmiş durumda.'

 

Duyduklarım karşısında dizlerimin bağı çözüldü, sandalyeye yığıldım. İhsan Usta titreyen elleriyle bir bardak su uzattı. 'Babam vefat etmeden önce bana yemin ettirdi. O küpeleri kim getirirse, emaneti ona teslim edecektim. Ben 40 yıldır bu dükkanda her gün o kapıya bakarak senin gelmeni bekledim. Babaannen o kadar asil bir kadındı ki, onca yıl ne kadar zorluk çekerse çeksin, emanete ihanet edip o şifreyi kullanmamış. Onu sana, en doğru zamana saklamış.'

 

İhsan Usta hemen arka odadaki çelik kasadan babasının bıraktığı resmi evrakları ve hesap cüzdanlarını çıkardı. Hesapta yatan para, değil banka borcumu kapatmak, çocuklarıma ve bana ömrümüzün sonuna kadar yetecek, bizi tüm dertlerimizden kurtaracak kadar büyüktü. O gün o dükkandan sadece borcumu kapatacak bir meblağ ile değil, babaannemin bana bıraktığı o devasa sevgi ve korumayla, yeniden doğmuş bir kadın olarak çıktım. Hayat gerçekten de siz hazır olana kadar beklemiyordu, ama bazen mucizeler, en karanlık anınızda, bir damla altının içinde parlıyordu.

Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsin... 👇

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.