GÜNCEL HABERLER

“Anne, Emir’in tabağı nerede?” diye sordum, sesim titreyerek. Sofranın başında, kırmızı masa örtüsünün üzerinde dizili porselen tabaklar, gümüş çatal bıçaklar, her şey kusursuzdu. Ama oğlum Emir, sandalyede mahzun oturuyordu; önünde sadece boş bir masa vardı. Annem, gözlerini kaçırarak, “Çocuklar mutfakta yesin, sofrada yer yok,” dedi. O an, içimde yıllardır biriktirdiğim tüm kırgınlıklar, hayal kırıklıkları bir anda patladı.

Oğlumun gözlerindeki o utangaç bakışı asla unutamayacağım. Oysa ben, bu aile için neler yapmamıştım ki? Üniversiteyi bitirir bitirmez iş bulup eve para göndermeye başlamıştım. Babam işsiz kaldığında, kredi çekip borçlarını kapatmıştım. Kardeşim Zeynep’in düğün masraflarını ben üstlenmiştim. Annem hastalandığında, özel hastaneye yatırmak için birikimimi gözümü kırpmadan vermiştim. Son üç yılda aileme toplamda 350 bin lira göndermiştim. Ama şimdi, oğlumun önüne bir tabak bile koyulmamıştı. Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz 

Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsin... 👇

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.