GÜNCEL HABERLER

İstanbul’un mütevazı mahallelerinden birinde, Elif ve babası Metin için hayat her zaman bir mücadele ama aynı zamanda sonsuz bir sevgi demekti. Elif’in annesi, o henüz dünyaya gözlerini açtığı gün, doğum sırasında hayata veda etmişti. O günden sonra dünyada sadece Metin ve küçük kızı Elif kalmıştı. Metin, bir fabrikada vardiya işçisi olarak çalışıyor, kalan tüm vaktini ise kızına hem anne hem baba olmaya adıyordu. Sabahları erkenden kalkar, Elif’in beslenme çantasını hazırlar, pazar günleri ise mutfağa girip en sevdiği krepleri yapardı. Elif’in saçlarını örmeyi, internetten izlediği videolarla öğrenmişti; elleri kaba olsa da kalbi en ince nakışı işleyecek kadar hassastı.

Yıllar böyle birbirini kovalarken, Elif lise son sınıfa gelmişti. Ancak geçen yıl, ailelerinin üzerine kara bir bulut çöktü. Metin’e amansız bir hastalık teşhisi kondu. En büyük hayali, biricik kızının liseden mezun olduğunu, o cübbeyi giyip kep attığını görmekti. Hastane odasında bile hep o günü konuşuyorlardı. “Seni o gece en güzel elbiseler içinde göreceğim Elifim,” derdi. Ama takvim yaprakları mezuniyet balosuna sadece birkaç ay kala durdu. Metin, kızının elini son kez sıkıp hayata gözlerini yumdu. Elif’in dünyası o gün binlerce parçaya bölündü. Artık o evde tek başınaydı ve hatıraların ağırlığı omuzlarına çökmüştü. Bir süre sonra Selma Halası’nın yanına taşınmak zorunda kaldı.  devamını okumak için sonraki sayfaya geçiniz…

Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsin... 👇

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.